İstihdam
Kasım 5, 2009 tarihinde Eften Püften kategorisi altında kayda geçti
Esasında bu görselin üzerinde tez bile yazılır ama yorumsuz deyip geçiyorum şimdilik.
Damgalar: el empleo, istihdamSweet Home
Ocak 18, 2009 tarihinde Eften Püften kategorisi altında kayda geçti

Nihayet dönemi bitirdim ve Konya'dayım. Dönem hangi ara başladı hangi ara bitti diye soracak olursanız en ufak bir fikrim bile yok. Zaman kavramını belli bir yaştan sonra yitiriyor insan. Yaş vs Kişinin Hissettiği Zaman Hızı grafiği çizilse eminim karşımızda başını alıp gitmiş bir çizgi görürüz. Eskiden 6 yaşımdan 7 yaşıma geçtiğimde vay anasını 7 oldum gibi düşüncelere kapılırdım. Şimdi yaşım sorulduğumda 20 küsür diyorum. Ne farkı var 21'in 22'nin 23'ün. Üniversite'ye başladığım gün daha dün gibi aklımda ama bir aksilik çıkmazsa ve ben de istersem yaz itibariyle mezunum inşallah.
Kafamı dinlemek için güzel bir tatil olacak gibi bu. İstanbul'dayken kafamda o kadar çok şey vardı ki iki saniye önce düşündüğüm şeyi iki saniye sonra unutabiliyordum. Short term memory'im yanmıştı yani anlayacağınız. Huzur'un şehri Konya'da umarım bir tatlı huzur buluruz biz de.
Son sözüm hocalara. Dersten geçirenlerinize beyaz beyaz mevlana şekeri sözüm var. Adresinizi yazıya yorum olarak bırakın ben size döneceğim ama kargoya vermem için önce notları görmem lazım.
Şimdi bol bol etliekmek yeme zamanı. Merak edenler için geliyor.

Too fast
Ocak 12, 2009 tarihinde Eften Püften kategorisi altında kayda geçti

Bu aralar akrep ve yelkovanın hızı görmüş olduğunuz rüzgar gülündeki gibi geliyor şahsıma. Günleri karıştırır oldum. Çok acayip bir duygu insanın hangi günde olduğunu bir anlığına unutması. Keşke hiç bir zaman bilmesem hangi günde olduğumu. Hem ne önemi var ki bugünün pazartesi veya pazar olduğu. Yeni çağın düzmecesinden başka hiçbir şey değil. Kahrolsun kapitalizm yaşasın sosyalizm! Sosyal mesaj vermeden de olmaz.
Damgalar: kahrolsun kapitalizm, rüzgar gülü, sosyalizmhırrr
Eylül 29, 2008 tarihinde Eften Püften kategorisi altında kayda geçti

Köpekleri severim. köpek bahsinin geçtiği her yerde de bunu yinelerim fakat bu gece yaşadığım olay köpek sevgimi tekrar gözden geçirmem gerektiğini düşündürdü bana.
saat 01:30. arkadaşlarla hoş sohbet güzel zamanlar geçirmişiz, galatasaryımız geceyi galip kapamış her şey güzel. artık eve dönme zamanı. neyse yola koyuldum. her şey her gece olduğu gibi. hatta o derece aynı ki dün gece kavşakta gördüğüm kara kediyi bugün aynı kavşakta yine gördüm. bir an matrix'te ki kara kedi aklıma geldi. irkildim. kara kedi şanssızlık getirir batıl inancı aklıma geldi. hıh dedim güldüm geçtim. neyse ilerliyorum fakat ilerlerken bu sefer her geceden farklı bir şey gözüme çarptı. 7-8 tane köpek grup halinde dolaşıyor. şehrin merkezinde 7-8 tane köpek neden grup halinde dolaşır diye düşündüm bir an. hadi safaride olsak hayvanlar toplu halde avlanır onu anlarım da. yani şehir merkezinde nerde neyin avını yapıyorsunuz. köpekle köpek olmayım dedim hiç bulaşmadım keretalara. malum şöyle bir inanç hakimdir. sen kaçmazsan köpek de seni kovalamaz. şu ana kadar bu inancım gayet sağlamdı ta ki havlama ve hırlamayla karışık bir köpek gerilerden bana doğru sağlam bir bindirme yapana kadar. heralde bu çetenin lideri olan köpek bu. bir havlamayla 7-8 tane köpek bir anda havlamaya başladı. biliyorum kaçmamak lazım ama arkadan gelen köpek bana doğru öyle bir koşuyor ki yerimde dursam beni düzleyip geçicek nerdeyse. taş aradım yok. en yakın taş şu an yapım halinde olan kaldırımlar için kullanıllacak koca betonlar. onlardan birini alıp köpeklere atmaya çalışsam köpek akli dengemden şüphe duyar kaçar. keşke yapsaymışım. köpeğin benim akli dengemden şüphe duymasından bana ne. hem kime anlatıcak fubace'yi geçen gece gördüm deli oğlan 30 kiloluk taşı kaldırmaya çalşıyordu diye. neyse konu dağılmasın. ben büyük bir refleksle koşmaya başladım. koşulmaması lazım biliyorum ama her köpeğe yemiyor işte yerinde durmak. koşuyorum. bir yandan da şaşıyorum lan bayağı iyi koşuyormuşum ben diye. hatta bi ara işi o kadar abarttım ki 7-8 tane köpek arkamda koşuyor ben ilerde onlara 20 metre fark açmışım. usain bolt olsa gözleri yaşarırdı. tam böyle işte kendi kendime maşalah ne koşuyormuşum ben diye pohpohlanırken, dedim ya yeni yapılan kaldırımlar var diye, işte ibne belediye o betonlardan birini ortada unutmuş. ona takılmamla yere romantik bir öpücük kondurmam bir oldu. yere düştüm ama umrumda değil. köpekler üstüme çullanırsa ne yapıcam derdindeyim. ama ne hikmettir ki ilahi adalet mi desem, verilmiş sadaka mı desem öyle bir yere düştüm ki ne ben köpekleri görebiliyorum ne de köpekler beni. köpekler de beni göremeyince üç beş hırlayıp gitti. ayağı kalktım dizlerim tutmuyor. diz üstü sağlam düşmüşüm. pantalon falan fişman harap. ellerim kanıyor. bi yandan koşuşum aklıma geliyor bi yandan düşüsüm aklıma geliyor gülüyorum. uzun zamandır böyle yaralanmamışım küçüklüğümden beri. hoşuma gidiyor biraz da. neyse olacağı varmış deyip eve dönüş yolumu tamamlıyorum. uzun süredir eve geldiğim için bu kadar memnun olmamıştım. bir ara lan aşağı inip şu köpeği bulup iyi bir hırpalasam mı diyorum sonra içimden köpekle köpek olma diyorum tekrar. olacağı varmış olmuş ama olm çete lideri misin nesin bi daha denk gelirsen tokatlarım seni!
Damgalar: hate dogs, köpek, köpekten kaçış, usain boltSon Yazılar
Kategoriler
- Ayaktopu
- Bir Karikatür
- C/C++
- Eften Püften
- Galatasaray
- İnternet
- Java
- Kategorilenmemiş
- Kültür Sanat
- PHP
- Püf Noktası
Arşivler
- Haziran 2010
- Mayıs 2010
- Nisan 2010
- Şubat 2010
- Ocak 2010
- Aralık 2009
- Kasım 2009
- Mayıs 2009
- Nisan 2009
- Mart 2009
- Ocak 2009
- Aralık 2008
- Ekim 2008
- Eylül 2008
- Temmuz 2008
- Haziran 2008
- Mayıs 2008
- Mart 2008
- Şubat 2008
- Ocak 2008
- Kasım 2007
- Ekim 2007
- Eylül 2007
- Ağustos 2007
- Temmuz 2007
- Haziran 2007